Hattat Şevket Pektaş Kimdir? Hayatı, Eserleri ve Hat Sanatındaki Eşsiz Yeri ile ilgili bu içerik antika alım merkezimiz tarafından sizler için hazırlandı.
Geleneksel Türk İslam sanatları, yüzyıllara dayanan köklü geçmişi, manevi derinliği ve eşsiz estetik anlayışıyla dünya sanat tarihinde çok müstesna bir yere sahiptir. Bu sanat dalları arasında şüphesiz en çok saygı gören, en fazla emek ve sabır gerektiren disiplinlerin başında hüsn-i hat gelmektedir. Harflerin belirli bir nizam, ölçü ve ahenk içerisinde kağıda nakşedilmesi olarak tanımlanabilecek hat sanatı, sadece bir güzel yazı yazma eylemi değil, aynı zamanda ruhun, inancın ve tefekkürün görsel bir yansımasıdır. Bu köklü geleneğin nesilden nesile aktarılmasında, klasik kuralları bozmadan kendi üsluplarını yaratan büyük ustaların rolü yadsınamaz. İşte bu büyük ustalardan biri de, hayatını kaleme, mürekkebe ve kağıda adamış olan Hattat Şevket Pektaş olarak karşımıza çıkmaktadır. Sanat tarihi araştırmacıları ve koleksiyonerler için özel bir öneme sahip olan bu değerli sanatkar, geride bıraktığı muazzam eserlerle günümüzde de adından sıkça söz ettirmektedir.
Tarihin tozlu sayfaları arasında kalmış, sandıklarda muhafaza edilmiş veya aile yadigarı olarak nesilden nesile aktarılmış kıymetli hat levhalarının, el yazması eserlerin ve Kur'an-ı Kerimlerin doğru bir şekilde değerlendirilmesi, hem sanata duyulan saygının hem de kültürel mirasımıza sahip çıkmanın en temel gerekliliğidir. Bu noktada devreye giren Hat Yazısı Alan Yerler firmamız, yılların getirdiği tecrübe, akademik altyapı ve uzman ekspertiz kadrosuyla, tarihi eserlerinizin hak ettiği değeri bulmasını sağlamaktadır. Özellikle Hattat Şevket Pektaş eserleri gibi sanat değeri son derece yüksek, incelikli ve ustalık gerektiren parçaların incelenmesi, sıradan bir gözlemden ziyade derin bir sanat tarihi bilgisini zorunlu kılmaktadır.
Hüsn-i hat sanatı, İslamiyet'in doğuşuyla birlikte Kur'an-ı Kerim'i en güzel şekilde kağıda dökme arzusuyla filizlenmiş, Emeviler, Abbasiler, Selçuklular ve nihayetinde Osmanlı İmparatorluğu döneminde zirveye ulaşmıştır. "Kur'an-ı Kerim Mekke'de nazil oldu, Kahire'de okundu, İstanbul'da yazıldı" sözü, Türk hattatlarının bu sanata kattığı o muazzam estetiği ve ulaştıkları erişilmez seviyeyi özetleyen en güzel ifadedir. Şeyh Hamdullah ile başlayan, Hafız Osman ile olgunlaşan ve Rakım Efendi, Sami Efendi gibi dev isimlerle ekolleşen Osmanlı hat sanatı, Cumhuriyet döneminde de bu geleneğe gönül veren ustalar sayesinde yaşamaya devam etmiştir. Hattat Şevket Pektaş, işte bu silsilenin, bu kutlu zincirin son derece önemli halkalarından biridir.
Onun sanatındaki gücü anlayabilmek için, hat sanatının sadece teknik bir çizimden ibaret olmadığını, büyük bir manevi disiplin gerektirdiğini bilmek şarttır. Hattat Şevket Pektaş, harflerin anatomisine (hurufat) o kadar hakimdi ki, eserlerine bakıldığında kalemin kağıt üzerindeki akıcılığı, mürekkebin doygunluğu ve istif (harflerin ve kelimelerin bir araya getirilme düzeni) kurallarındaki kusursuzluk hemen göze çarpar. Eski Hat Yazısı Alanlar sektöründe yıllardır hizmet veren firmamızın eksperleri, Şevket Pektaş'ın elinden çıkmış bir eseri incelerken, onun harflere verdiği o eşsiz nefesi, meşk geleneğinden gelen sağlam altyapıyı ve klasik kurallara olan sarsılmaz sadakatini anında fark etmektedirler. O, yenilik peşinde koşarken geleneği yıkmayan, aksine geleneğin o sağlam kökleri üzerinde kendi özgün fırça ve kalem darbelerini inşa eden nadide sanatkarlardandır.
Her büyük sanatkarın hayatında, onu o sanat dalına yönlendiren, ruhundaki ateşi yakan bir dönüm noktası, bir kıvılcım vardır. Hattat Şevket Pektaş için bu kıvılcım, çocukluk yıllarında içine doğduğu kültürel atmosfer ve etrafında gördüğü estetik güzelliklerle başlamıştır. İstanbul'un manevi havası yüksek, tarih kokan semtlerinde büyüyen Pektaş, camilerdeki devasa celi sülüs levhaları, medreselerin kapılarındaki kitabeleri ve evlerin baş köşelerini süsleyen hilye-i şerifleri izleyerek görsel hafızasını inşa etmiştir. Kamış kalemin kağıt üzerindeki o büyüleyici sesi, is mürekkebinin o kendine has kokusu, onun ruhunda kalıcı izler bırakmıştır.
O dönemde hat meşk etmek, usta bir hattatın dizinin dibine çökmek, büyük bir sabır ve edep gerektirirdi. Şevket Pektaş, yeteneğinin fark edilmesiyle birlikte dönemin usta sanatkarlarının rahle-i tedrisinden (eğitiminden) geçmeye başlamıştır. İlk olarak "Rabbi Yessir" duasıyla başlayan bu meşk süreci, harflerin tek tek (müfredat), ardından ikişerli (mürekkepler) ve nihayetinde cümleler halinde (satır meşki) yazılmasıyla yıllarca devam etmiştir. Hat Yazısı Alan Yerler olarak bizler, bir eserin değerini belirlerken sanatçının aldığı bu meşk eğitiminin kalitesini eserin her bir milimetresinde aramaktayız. Şevket Pektaş'ın eğitimindeki bu ciddiyet ve disiplin, onun ileriki yıllarda vereceği muazzam eserlerin de en büyük teminatı olmuştur.
Klasik hat sanatında bir öğrencinin "hattat" unvanını alabilmesi ve eserlerinin altına imzasını (ketebe) atabilmesi için ustasından "icazet" (diploma/izin) alması şarttır. İcazetname, hat sanatının en kutsal ve en katı kurallarından biridir. Hattat Şevket Pektaş, uzun ve meşakkatli meşk yıllarının ardından hocalarının takdirini kazanarak icazetnamesini almış ve adını ustalar silsilesine yazdırmayı başarmıştır. Onun icazet alması, sadece bir belgeden ibaret değil, aynı zamanda yüzlerce yıllık bir sanat mirasını omuzlama sorumluluğunu kabul etmesi anlamına gelmekteydi.
Kendi sanatını olgunlaştırdıktan sonra bilgiyi kendine saklamamış, sanatın devamlılığı için talebeler yetiştirmeye başlamıştır. Sabırla, şefkatle ama bir o kadar da disiplinle bildiklerini yeni nesillere aktaran Pektaş, hüsn-i hat sanatının yaşatılmasında çok büyük bir köprü görevi görmüştür. Hattat Şevket Pektaş hayatı incelendiğinde, onun sadece yazan değil, aynı zamanda anlatan, öğreten ve ilham veren bir karakter olduğu açıkça görülmektedir. Antika Hat Yazısı Alımı yapan koleksiyonerlerin ve kurumların onun eserlerine bu denli yoğun ilgi göstermesinin temel sebeplerinden biri de, onun bu köklü tarihe sahip çıkışındaki samimiyeti ve eserlerindeki yüksek kalitedir.
Sanat tarihinde her hattatın harflere verdiği bir meyil, kalemini tutuşunda bir özgünlük ve istiflerinde bir şahsiyet vardır. "Kalem hakkı" denilen bu özellik, esere bakıldığında o eserin kime ait olduğunu fısıldayan gizli bir imza gibidir. Hattat Şevket Pektaş eserleri, teknik açıdan incelendiğinde klasik dönemin o vakur ve ağırbaşlı duruşunu sonuna kadar yansıtır. Ancak harflerin dönüşlerinde, çanaklı harflerin (sin, şın, sad gibi) kavislerinde ve dik harflerin (elif, lam gibi) zülfelerinde (tepe kısımları) kendine has bir zarafet ve incelik barındırır.
Özellikle Hüsn-i hat sanatında kompozisyon (istif) çok zor bir süreçtir. Kelimelerin birbirinin içine girmeden, okunuş sırasını bozmadan ve boşlukları en estetik şekilde doldurarak yerleştirilmesi adeta bir mühendislik harikasıdır. Şevket Pektaş, istiflerindeki denge, harflerin birbirine olan mesafesi (espas) ve leke dağılımı (siyah mürekkep ile beyaz kağıt arasındaki oran) konusundaki ustalığıyla sanat çevrelerini kendisine hayran bırakmıştır. Hat Yazısı Alan Yerler bünyesinde görev yapan eksperlerimiz, eski bir levhayı incelerken işte bu denge ve uyuma bakarak eserin sanatsal kalibresini ölçmektedirler.
İslam hat sanatında "Aklam-ı Sitte" (Altı Kalem) olarak bilinen ve temel kabul edilen altı çeşit yazı stili bulunmaktadır: Sülüs, Nesih, Muhakkak, Reyhani, Tevki ve Rika. Bu klasik yazılara ek olarak Osmanlı döneminde geliştirilen Talik, Celi Talik, Divani, Celi Divani ve Celi Sülüs gibi türler de mevcuttur. Hattat Şevket Pektaş, bu yazı türlerinin birçoğunda kalem oynatmış, çok yönlü bir sanatkar olduğunu kanıtlamıştır.
Sülüs ve Celi Sülüs Yazıdaki Hakimiyeti: Sülüs, hat sanatının anası kabul edilir. Kuralları en zor, esnekliği en fazla olan yazı türüdür. Celi sülüs ise sülüs yazının uzaktan okunabilecek kadar irileştirilmiş, levhalarda ve mimari yapılarda kullanılan halidir. Şevket Pektaş'ın celi sülüs levhaları, adeta görsel birer şölendir. Harflerin kalınlaşma ve incelme noktalarındaki o kusursuz geçişler, onun kalemi ne kadar ustaca kontrol edebildiğinin en büyük kanıtıdır.
Nesih Yazı ve Kur'an-ı Kerim Kitabeti: Nesih, genellikle Kur'an-ı Kerim yazımında, kitaplarda ve uzun metinlerde kullanılan, gözü yormayan, son derece zarif ve okunaklı bir yazı türüdür. Şevket Pektaş'ın nesih yazısı, inci gibi dizilmiş harfleri, kusursuz satır nizamı ve harf aralıklarındaki mükemmel uyumuyla dikkat çeker. El yazması Kuran alan yerler arasında öncü olan firmamız, Pektaş'ın veya onun seviyesindeki ustaların elinden çıkmış, nesih hatla yazılmış dini eserlerin incelenmesinde en hassas ölçütleri kullanmaktadır.
Talik ve Celi Talik Yazıdaki Zarafeti: Talik, aslen İran kökenli olmakla birlikte Osmanlı'da Yesarizade Mustafa İzzet ve Necmeddin Okyay gibi isimlerle kendi klasik formunu bulmuş bir yazıdır. Asılı duruyormuş hissi veren, yuvarlak hatlı ve son derece estetik bu yazıda da Hattat Şevket Pektaş büyük başarılar elde etmiş, özellikle şiir levhalarında ve hikmetli sözlerin yazımında bu stili ustalıkla tercih etmiştir.
Bir hat eserinin yüzyıllar boyunca ilk günkü canlılığını koruyabilmesi, sadece hattatın ustalığına değil, aynı zamanda kullanılan malzemelerin kalitesine de bağlıdır. Osmanlı hat sanatı geleneğinde hiçbir şey tesadüfe bırakılmaz. Malzemelerin hazırlanışı başlı başına bir sanat, bir kimya ve bir sabır işidir.
Aharlı Kağıt: Hüsn-i hat sanatında fabrikasyon kağıtlar kullanılmaz. Kağıt, yazıma uygun hale gelmesi için "ahar" denilen bir işleme tabi tutulur. Nişasta, şap, yumurta akı gibi doğal maddeler kaynatılarak kağıdın yüzeyine sürülür ve mühre (cam veya akik taşı) ile parlatılır. Bu sayede kağıdın gözenekleri kapanır, mürekkebi içine çekmez. Yazıda bir hata yapıldığında, hattat mürekkebi hafifçe yalayarak veya kazıyarak silebilir (tashih). Eski Hat Yazısı Alanlar için aharlı kağıdın dönemi, yapısı ve üzerindeki filigranlar, eserin yaşını belirlemede en önemli ipuçlarından biridir. Şevket Pektaş, eserlerinde daima en kaliteli el yapımı aharlı kağıtları tercih etmiş, bu sayede eserlerinin zamana meydan okumasını sağlamıştır.
İs Mürekkebi ve Kamış Kalem: Hat sanatında kullanılan mürekkep, bezir yağı veya çıra isinden, arap zamkı ve saf su (veya gül suyu) ile dövülerek aylarca süren bir işlem sonucunda elde edilir. Bu mürekkep asla solmaz, asırlar geçse de ilk günkü parlaklığını korur. Kalem olarak ise İran'ın Dizful bölgesinden veya Cava'dan getirilen özel kamışlar kullanılır. Kalemin ucunun (kalemtıraş ve makta kullanılarak) yazılacak yazı türüne göre belirli bir açıyla kesilmesi, yazının kalitesini doğrudan etkiler. Hattat Şevket Pektaş eserleri incelendiğinde, is mürekkebinin o derin ve tok siyahlığını, kamış kalemin kağıt üzerindeki o net ve pürüzsüz izini açıkça görebiliriz.
Sanatçının ürettiği eserler, genellikle dini ve tasavvufi konuları içerir. Ayet-i kerimeler, hadis-i şerifler, Esma-ül Hüsna (Allah'ın 99 ismi), hilye-i şerifler, dualar ve kibar-ı kelam (büyüklerin sözleri) onun kaleminden çıkarak görsel birer başyapıta dönüşmüştür.
Özellikle Hilye-i Şerifler, Osmanlı hat sanatının en önemli formlarından biridir. Hz. Muhammed'in (s.a.v) fiziksel özelliklerini, ahlakını ve güzelliğini anlatan metinlerin belirli bir şablon dahilinde (baş makam, göbek, ayet, etek ve koltuklar) yazılmasıyla oluşturulan Hilye-i Şerifler, evlerin ve mekanların en değerli süsü kabul edilmiştir. Hattat Şevket Pektaş, hilye formunda verdiği eserlerde klasik şablona sadık kalırken, harflerin oturuşundaki sağlamlık ve kompozisyondaki ferahlık ile kendi imzasını belli etmiştir. Antika Hat Yazısı Alımı süreçlerinde firmamıza başvuran pek çok koleksiyonerin öncelikli arayışı, bu tür üst düzey ustalık gerektiren hilye formundaki eserlerdir.
Onun levhalarında dikkati çeken bir diğer unsur ise tevazudur. Attığı imzalarda (ketebe) daima kendini küçülten, Allah'ın aciz bir kulu olduğunu belirten "ketebehu'l-fakir", "el-hakir" gibi ifadeler kullanması, hat sanatının o derin tasavvufi boyutunu ne denli içselleştirdiğinin göstergesidir.
Evinizde, sandığınızda veya aile büyüklerinizden kalma eşyalar arasında eski bir hat yazısı bulduğunuzda, bunun gerçek bir sanat eseri mi yoksa sıradan bir matbaa baskısı mı (taş baskı/litografi) olduğunu anlamak uzmanlık gerektirir. Günümüzde pek çok insan, elindeki baskı eserleri orijinal zannederek yanılabilmektedir. Hat Yazısı Alan Yerler firması olarak bizler, bu ayrımı yaparken son derece hassas bilimsel yöntemler kullanmaktayız.
1. Baskı ve Orijinal El Yazması Ayrımı: Orijinal bir Hüsn-i hat eserinde, kamış kalemin mürekkebi kağıda bıraktığı yerlerde hafif bir mikroskobik kalınlık (rölyef etkisi) ve ton farkı bulunur. Kalemin kağıda ilk değdiği yerdeki mürekkep yoğunluğu ile harfin sonuna doğru biten mürekkebin yoğunluğu asla aynı olmaz. Oysa taş baskı veya modern matbaa baskılarında mürekkep dağılımı her yerde eşittir ve harflerin kenarlarında piksellenme veya düzensiz dağılmalar (gren) görülebilir. Eksperlerimiz, büyüteçler ve özel ışık sistemleri altında eserin dokusunu inceleyerek bu ayrımı kesin olarak yapmaktadır.
2. Ketebe (İmza) İncelemesi: Bir eserin maddi ve manevi değerini belirleyen en önemli unsur, altındaki ketebedir. Hattat Şevket Pektaş hayatı ve sanat kariyeri boyunca eserlerine kendine has bir üslupla imza atmıştır. Ancak piyasada sahte ketebeli (taklit) eserler de bulunabilmektedir. Eserin üslubu ile ketebenin uyuşup uyuşmadığı, ancak o hattatın sanatını çok iyi tanıyan uzman bir paleograf veya sanat tarihçisi tarafından anlaşılabilir. Firmamız, ketebe teyidi konusunda Türkiye'nin en güvenilir referanslarından birine sahiptir.
3. Malzeme Analizi: Yazının bulunduğu kağıdın yaşı, aharın durumu, mürekkebin yapısı ve eserde kullanılan altın yaldızın (tezhip) kalitesi eserin orijinalliğini kanıtlar. Osmanlı döneminde kullanılan saf altın ezilerek fırçayla sürülürken (zer-ender-zer), sonradan yapılan sahte eserlerde yaldız boyalar kullanılmaktadır. Uzmanlarımız, esere hiçbir zarar vermeden malzemenin dönemini tespit etmektedirler.
Bir hat eseri, hattatın kaleminden çıktıktan sonra genellikle müzehhiplerin (tezhip sanatçılarının) eline geçer. Tezhip, "altınlamak" anlamına gelir ve hat yazısının etrafının saf altın ve kök boyalarla, klasik motifler (rumi, hatayi, penç, tığ vb.) kullanılarak bezenmesi sanatıdır. Hattat Şevket Pektaş eserleri, döneminin en usta müzehhipleri tarafından süslenmiş ve adeta bir pırlantanın altın bir yuvaya oturtulması gibi ihtişamlı hale getirilmiştir.
Hat Yazısı Alan Yerler hizmetimizde, eserin sadece yazısını değil, etrafındaki tezhibi, ebrusu, cetvelleri (yazının etrafına çekilen çizgiler) ve eserin kondisyonunu bir bütün olarak değerlendiriyoruz. Orijinal ve yüksek işçilikli bir tezhip, hat eserinin değerini katlayarak artıran en önemli faktörlerden biridir. Döneminin ruhunu yansıtan klasik tezhip desenleriyle bezenmiş Şevket Pektaş levhaları, koleksiyonerler arasında daima el üstünde tutulmaktadır.
Hat sanatı sadece levhalarla sınırlı değildir. Osmanlı devlet yapısında padişahın emirlerini içeren fermanlar, atama veya ödüllendirme belgeleri olan beratlar ve vakfiyeler de çok üst düzey bir hat sanatıyla, genellikle "Divani" veya "Celi Divani" hatla, üstleri padişahın tuğrasıyla süslenerek yazılırdı. Bu belgeler, sanatsal değerlerinin yanı sıra eşsiz birer tarihi vesikadır.
Öte yandan, ecdadımızın büyük bir hürmetle okuduğu ve koruduğu el yazması Kur'an-ı Kerimler, dua kitapları (En'am-ı Şerif, Delail'ül Hayrat) da muazzam bir el emeği barındırır. El yazması Kuran alan yerler arasında kurumsal kimliğiyle öne çıkan firmamız, bu dini ve tarihi eserlerin saygınlığına yaraşır bir şekilde, titiz bir ekspertiz süreci yürütmektedir. Cilt işçiliğinden (şemse, salbek, zencerek motifleri), zahriye ve serlevha sayfalarının tezhibine, durak gülü süslemelerinden ketebesine kadar her bir detay, eserin değerini belirleyen yapı taşlarıdır.
Evinizde, atalarınızdan size miras kalan ve tarihi öneme sahip olduğunu düşündüğünüz ferman, berat, vakfiye veya el yazması kitaplar bulunuyorsa, bu eserlerin yanlış ellerde zarar görmesini veya değerinin altında elden çıkarılmasını engellemek için mutlaka uzman ekibimize danışmalısınız. Eski Hat Yazısı Alanlar sektöründeki deneyimimizle, bu eserlerin gerçek değerini bulmasına ve korunmasına aracılık ediyoruz.
Antika bir eserin değeri, sadece kimin yaptığıyla değil, aynı zamanda günümüze ne kadar sağlam ulaştığıyla (kondisyon) da doğrudan ilişkilidir. Hattat Şevket Pektaş gibi ustaların eserleri, maalesef zaman zaman yanlış saklama koşulları, rutubet, doğrudan güneş ışığı, asitli kartonlarla çerçevelenme veya bilgisizce yapılan temizlik müdahaleleri nedeniyle hasar görebilmektedir.
Elinizdeki kıymetli bir hat levhasına veya el yazması bir kitaba kesinlikle amatör müdahalelerde bulunmamalısınız. Eserin üzerinde oluşan sararmalar (foxing), su lekeleri veya böcek tahribatları, sadece üniversite mezunu profesyonel restoratörler tarafından özel kimyasallar ve yöntemlerle onarılabilir. Eseri ıslak bezle silmek, yırtılan yeri bantla yapıştırmak veya ehil olmayan kişilere çerçevesini açtırmak, o eşsiz sanat eserine yapılabilecek en büyük ihanettir. Hat Yazısı Alan Yerler olan firmamız, eserleri değerlendirirken kondisyon durumunu ayrıntılı bir rapor halinde sunmakta ve gerekirse koruma yöntemleri hakkında danışmanlık vermektedir.
Antika piyasasında, özellikle hat sanatı gibi derin uzmanlık isteyen bir alanda, doğru, dürüst ve şeffaf bir değerlendirme yaptırmak büyük önem taşır. Firmamız, Antika Hat Yazısı Alımı sürecini şu profesyonel adımlarla gerçekleştirmektedir:
1. Ön İnceleme ve İletişim: Eserinizi değerlendirmek istediğinizde, öncelikle eserinizin net çekilmiş fotoğraflarını (tamamı, imza kısmı, tezhip detayları ve varsa arka yüzü) iletişim kanallarımız üzerinden bize ulaştırabilirsiniz. Uzman ekibimiz bu fotoğraflar üzerinden hızlı ve ücretsiz bir ön değerlendirme yaparak size eserin dönemi, tahmini sanatçısı ve genel durumu hakkında ön bilgi sunar.
2. Fiziksel ve Bilimsel İnceleme: Ön inceleme sonrasında, eserin orijinal fiziksel yapısını görmek üzere uzman eksperlerimiz (duruma göre adresinizde veya merkezimizde) eseri detaylıca inceler. Bu aşamada büyüteçler, UV ışıklar ve gerekirse kağıt yapısını anlamak için özel ekipmanlar kullanılarak eserin orijinalliği kesinleştirilir.
3. Sanat Tarihi Raporlaması: Eserin hangi döneme ait olduğu, ketebe teyidi, yazı türü (sülüs, nesih, talik vb.), tezhip özellikleri ve tarihsel bağlamı bir araya getirilerek eserin sanat tarihi içerisindeki yeri tespit edilir. Hattat Şevket Pektaş eserleri gibi bilinen ustaların yapıtlarında literatür taraması yapılarak eserin geçmişi (provenansı) araştırılır.
4. Değerlendirme ve Devir Süreci: Tüm bu bilimsel ve sanatsal veriler ışığında, eserin güncel antika piyasasındaki durumu, koleksiyon değeri ve nadirliği göz önünde bulundurularak şeffaf bir değerlendirme raporu sunulur. Karşılıklı mutabakat sağlandığında, güvenilir, hızlı ve resmi prosedürlere uygun bir devir teslim işlemi gerçekleştirilir. Müşteri gizliliği ve güvenliği, firmamızın en temel çalışma prensibidir.
Sokak arası antikacılardan veya bu alanda uzmanlığı olmayan kişilerden alacağınız hizmetler, sizi hem maddi hem de manevi zarara uğratabilir. Her eski yazı orijinal bir hat eseri olmadığı gibi, her Osmanlıca metin de yüksek değerli bir antika değildir. Ancak bunun tam tersi de mümkündür; sıradan zannettiğiniz, yıllardır duvarda asılı duran ve sararmış bir levha, Şevket Pektaş veya onun hocası Kâmil Akdik gibi sanat tarihine yön vermiş dev bir ismin paha biçilmez bir başyapıtı olabilir.
İşte bu yüzden, eski hat yazısı alanlar arasında tercih yaparken; köklü geçmişi olan, referansları güçlü, bünyesinde sanat tarihçisi ve paleograf barındıran, şeffaf çalışan firmaları seçmek zorundasınız. Bizler, sadece ticari bir faaliyet yürütmüyor, aynı zamanda kültürel mirasımızın korunmasına, sahte eserlerin piyasadan ayıklanmasına ve gerçek sanat eserlerinin hak ettikleri özel koleksiyonlarda, müze standartlarında muhafaza edilmesine aracılık ediyoruz.
Medeniyetler, inşa ettikleri binalarla, fethettikleri topraklarla değil, ürettikleri sanatla, kültürel birikimleriyle ve estetik anlayışlarıyla asıl ölümsüzlüğü yakalarlar. Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan o zorlu geçiş döneminde, harf inkılabı sonrasında bile bu mukaddes sanatı terk etmeyen, inatla, sabırla ve aşkla kamış kalemini yontmaya, is mürekkebini ezip aharlı kağıda ayetler, hadisler nakşetmeye devam eden Hattat Şevket Pektaş ve onun nesli, bugünkü kültürel hafızamızın en büyük kahramanlarıdır.
Hattat Şevket Pektaş hayatı, sadece bir biyografi değil, aynı zamanda bir medeniyetin estetik direnişidir. Onun sülüste gösterdiği haşmet, nesihte sergilediği zarafet ve taliğe kattığı o melankolik güzellik, bugün bizlere ecdadımızın ne kadar ince bir ruh dünyasına sahip olduğunu fısıldamaktadır. Geride bıraktığı ketebeli eserler, hilye-i şerifler ve kıtalar, Türk hat sanatının silinmez izleri olarak müzelerde ve seçkin koleksiyonlarda baş köşeleri süslemeye devam etmektedir.
Sonuç itibarıyla; geleneksel sanatlarımıza ait, yüzyılların yorgunluğunu ama aynı zamanda yüzyılların vakarını üzerinde taşıyan bu kıymetli eserler, bizlere bırakılmış en değerli emanetlerdir. Bu emanetlerin kıymetini bilmek, onları doğru okumak ve gelecek kuşaklara sağ salim aktarılmasını sağlamak hepimizin boynunun borcudur. Hat Yazısı Alan Yerler sektöründe lider konumda bulunan firmamız, bu büyük sorumluluğun bilincinde hareket etmektedir.
Eğer sizler de ailenizden miras kalan, evinizin bir köşesinde muhafaza ettiğiniz Hüsn-i hat levhalarına, el yazması Kur'an-ı Kerimlere, padişah fermanlarına, beratlara veya usta işi ebrulara, tezhiplere sahipseniz ve bu eserlerin tarihi ve sanatsal değerini öğrenmek, onları güvenli ellere teslim etmek istiyorsanız, kurumsal güvencemizle her zaman yanınızdayız. Unutmayın ki, doğru ellerde incelenen her eser, karanlıktan aydınlığa çıkarılan bir tarih sayfasıdır. Sanatın, tarihin ve emeğin hakkını veren, geçmişle geleceği estetik bir köprüyle bağlayan profesyonel hizmet anlayışımızla, kültür mirasımızı yaşatmaya ve yüceltmeye devam edeceğiz. Eserlerinizin ardındaki gizli hikayeyi, hat sanatının o eşsiz dilini çözmek ve o sessiz harflerin anlattığı derin manaları keşfetmek için sizleri uzman ekibimizle tanışmaya davet ediyoruz.